KÖRFEZ
Seçiniz...
KOY
Seçiniz...
MARİNA
Seçiniz...

MORDOĞAN

İzmir Körfezi

Haber & Fotoğralar:Levent ÇELMEN
Haber Tarihi:18-11-2017 12:33
Son Güncellenme Tarihi:18-11-2017 12:33

   

Değerli okurlarımız bu yazımızda Karaburun yarımadasının Balık merkezi diyebileceğimiz Mordoğan’a gidelim istedik.

Genelde rüzgarlı, dalgalı denizlerin diyarı. Kuzey-Güney rotası üzerinde olmadığından pek çoğumuzun uğramaya çekindiği yeşil cennete gidiyoruz.

   

600 yıllık yerleşim tarihi var. Bu konuyu araştırırken gerçekten çok detaylı olarak tarihini bilen, gelişmeyi en doğru dile getiren simalarla olduk. Yazımızın ağırlıklı konusu bu olmadı için yeteri kadar ele aldık.

   

Mordoğan’a denizden geldiğimizde genellikle dalgalı bir seyirle yaklaşmamız gerekiyor. Korunaklı çok güzel koyları var.

Daha önce balık çiftliği olarak kullanılmış. Şimdi boşaltılmış ama doğanın hala temizliğine ihtiyacı var.

   

Merkezde 2 barınağı var ama eskisi hem sığ, hem küçük. Girişi dar ve tehlikeli, topuklar var.

Barınağı iyi bilmezseniz kesinlikle girmemek gerek.

Bu tavsiyeyi 11 şubat 2014 te dikkate alamayan sahipsiz 90 metre boyunda bir gemi sürüklenerek barınaktan içeri girmiş. 

Otelin önünde karaya oturmuş.

Şaşkınlık içinde kalan Mordoğan halkı uzun süre barınaklarında bu gemi ile yaşamışlar.

   

Yeni inşa edilen barınak ise Su Ürünleri kooperatifinin çabalarıyla kapasitesinin çok altında bir hacimle servis veriyor.

Bu konu ile ilgili yetkililer yaptığım röportajlarda yeterince bilgi verdikleri için konuya kendi anlatımlarımda detaylı olarak girmiyorum.

Hepimizin vergileri ile yapılmış bir çok barınak ne yazık ki ayni durumda. Yat limanı olarak, balıkçı barınağı olarak imal edilmişler ama sahipleri resmen belli değil.

Ne acı!

Sadece inşa edilmiş, masraf yapılmış, o kadar.

   

Sözü barınağa getirmişken balıkçılarla bu konuyu ve denizini konuşalım istedim Mordoğan’ın.

Rıhtımda her gün Saat 11.30 kurulan mezat a gittim.

Buz gibi bir hava deniz adeta kudurmuş, balıkçılar bir elektrik sobasının etrafında sobanın içine girmişler.

Bende daldım sobanın dibine ve söyleşiye.

YASEDİN ÇİDEM  

Balıkçı

“Barınağımız, 5 dönümlük büyük bir alanı kaplıyor. Şu anda gırgırların balık çıkartma noktası olarak kullanılıyor genelde.

400 tekne barınma kapasitesi var ama ancak 150 tekne hava koşullarına göre sağlıklı bağlanabilir.

Çünkü rüzgar analizi yapılmadan inşa edilmiş, lodosta sıkıntı yaşanıyor. Şu ana kadar dip taramasının yapılmaması, kıyı bandının olmaması, özel teknelerin yanaşmasını zorlaştırıyor.

Özel tekneler için pek uygun değil aslında.

Buna rağmen özel teknelere de hizmet veriyoruz. Bu koşullarda sadece 25 tekne güvenli kalabilir.

Çekek yerimizin ruhsatını da aldık ve faaliyete geçireceğiz. Her yönden rüzgara göre korunaklı mevkiler de mevcut ama yetersiz.

İzin alırsak optimist okulu açmak istiyoruz burada.

Mordoğan’da mevsim balıkçılığı olur.

Üye sayınız 55 ama aktif balıkçı sayımız 23. Eskiden beri de böyle.

Balıkçılık ekonomik politikalar sebebiyle azaldı. Bu işi yapanlar başka işler yapıyorlar artık.

   

Türkiye de üreticinin desteklenmediğini yaşayarak görüyoruz.

1968 de 3,5 kilo barbun balığı ile 1 Cumhuriyet Altını alınırken bu gün 26 kilo barbunla 1 Cumhuriyet Altını alına biliyor. Tuttuğumuz balığın değerinin ne kadar düştüğü ortada.

1968 yılında 3 liraya çıkan 100 metre barbun ağı, bu gün 300 lira. Kurşun öyle. Bir tek mazot desteği var, o kadar.

Mezatla bir yol açtık, pazarı kurduk, balıkçı malının hakkını alıyor. Bu sebeple az da olsa yeniden balıkçılığa dönme başladı artık. Devletin balıkçılık politikalarını mutlaka değiştirmesi gerek.

Tutulan balıkların boyları küçük. Böyle olunca yavru balıklarda özellikle tutuluyor.

Ağların aralıklarının da büyütülmesi gerek.

Mordoğan denizi dalgalıdır ama her havada avlanabilecek alternatif mevkiler bulunur.

Hava ne olursa olsun her gün balıkçılık yapabiliriz.

   

Bölgemizdeki balık çiftliklerinin dışkıları sebebiyle deniz dibinde oluşturdukları katmanla özellikle pina bölgesinde pina bulmanız nadirleşti.

Yarısı toprakta yarısı suda yaşayan pinalar tükenmek üzere neredeyse.

Balık çiftlikleri açığa alındı ama akıntı yok o bölgede. Pisliği içeride kalıyor.

Oysa bölgemiz, en zengin Poseidon çayırlarına sahip. Bunların temel özelliği; denizin akciğeri olması. Bu bitki bölgesinde yaşayan balıklar lezzetli olur, dayanıklı olur. Avlandıktan sonra geç bozulur.

Bu sebeple balığımız diğer bölgelere göre son derece lezzetlidir.”

   

Balıkçıların mezat saati geldiği için onlarla birlikte dışarıya çıkıyoruz. Bu gün balık az, hava etkilemiş. Yine de belli bir kalabalık gelip, tüketiyor tezgahtaki balıkları.

Balıkçıların arkasından Karaburun Belediyesinde yazı işleri müdürlüğü yapan Cem Liman’la buluşuyorum. Cem aileden buralı ve doğduğu günden beri denizle, özellikle balıkla haşır neşir.

Mordoğan’ın denizine, tarihine, farklı değerlerine onunla devam edeyim istiyorum.

CEM LİMAN

“Babam öğretmen ve Mordoğan’lıydı. İzmir’de büyüdüm,  26 yıldır burada yaşıyorum. Doğuştan beri balıkçıyım diyebilirim.

ww.kalamaravcisi.com isimli sitemden amatör avcılara ve yeni başlayanlara yardımcı olmaya çalışıyorum. Mordoğan balık avcılığı için verimli bir bölge. Küçük teknemle balığa çıkıyordum. Teknem küçük barınakta bağlı idi.

11 şubat 2014 de küçük barınak mevkiine 90 metre boyunda başı boş bir gemi dalgaların sürüklemesi ile girdi.

Uzun bir süre burada kaldı. Görünüm ve güvenlik açısından tehlikeli idi. Bir gün barınağa çok büyük dalgalar  girdi. Karaya oturmuş bu gemiden karşı rıhtıma yansıyan büyük dalgalar buraya bağlı tekneleri rıhtıma çıkarttı. Benim teknemde rıhtıma çıkıp parçalananlar arasındaydı. Kötü bir anı olarak kaldı, zaten gemide sonra buradan çıkartıldı.

Tekneyi onarttım ve yine denizlerdeyim.

Mordoğan çok güzel bir yer ve gelişiyor. Ama geliştikçe geriliyor. Eskileri özlemle arar olduk. Kalabalıklaştıkça bozuluyor.

Eskiden gençler çoğunluktaydı. Şimdi uzaklara gittiler. Yaşlılar çoğaldı artık. Yaş ortalaması büyüdü.

Tarım bitti denecek gibi, kar ettirmediği için her kes bıraktı.

Burada övünebileceğimiz Hurma denilen zeytin türü var. Tuzsuz olduğu için tansiyon ve böbrek hastaları için bire bir.

Şimdi sulu nergis, sümbül var, mor sümbül.

Nergis soğanı Mordoğan’dan başka bir yerde bu kokuyu vermez.

   

Tarım yapılan, çiçek yetiştirilen yerler inşaat oluyor ne yazık ki. Tek tesellimiz yüksek kat olmamaları.

Burada kış aylarında 4.500, yazın 45 000 kişi yaşıyor. Bunu ekmek pişiren fırınlardan öğreniyoruz.

Doğamız benzersiz güzelliklerle dolu.

Ayı balıklarının kışın barındıkları mağaralar var. Yazın uzaklara gidiyorlar ama kışın tekrar dönerler.

Narkissos Efsanesinin geçtiği Dilek Pınarı olarak bilinen yer de Mordoğan’da.

   

Efsaneye göre; Çok güzel bir peri kızı olan Ekho, bir avcı görür. Narkissos adındaki bu avcı çok yakışıklıdır.

Ekho bu genç avcıya ilk görüşte âşık olur. Ancak Narkissos bu sevgiye karşılık vermeyerek, peri kızının yanından uzaklaşır.

Ekho bu durum karşısında günden güne eriyerek, kara sevda ile içine kapanarak ölür. Bütün vücudundan arta kalan kemikleri kayalara, sesi ise bu kayalarda 'eko' dediğimiz yankılara dönüşür.

Tanrılar bu duruma çok kızar ve Narkissos'u cezalandırmaya karar verirler.

Günlerden bir gün av izindeki Narkissos susamış ve bitkin bir şekilde bu su kenarına gelir. Buradan su içmek için eğildiğinde, sudan yansıyan kendini görür. O da daha önce fark edemediği bu güzellik karşısında adeta büyülenir. Yerinden kalkamaz, kendine âşık olmuştur. O ana dek kimseyi sevmediği kadar, sevmiştir kendi görüntüsünü .

O şekilde orada ne su içebilir, ne de yemek yiyebilir, aynı Ekho gibi Narkissos da günden güne erimeye başlar ve orada sadece kendini seyrederek ömrünü tüketir. Öldükten sonra da vücudu nergis çiçeklerine dönüşür.

    

Ayşe Hatun Camii var;

Mordoğan Köyündeki Ayşe Hatun Camii,1400 yıllarda Aydınoğulları tarafından yaptırılmış. 1800 yılında büyük tadilat görmüş. Ayşe Hatunun kızı vefat edince çeyizleri sandıkta kalıyor. Ayşe Hatun bunları paraya çeviriyor. Bütün desenlerini çeyizlerinin motiflerini kök boyalarla cami iç duvarlarına işletiyor.

Özellikle kubbenin içi yoğun olarak bu çıkartmalarla kaplı.

Köy halkı çok ilgili ve sahip çıkıyor. Bu güne kadar açık kalmış ve hala aktif.

   

Ardıç Mevkii var ve diyebilirim ki en güzel kış buranın kışıdır.”

Cem Liman’la anlattığı ve benim merak ettiğim bir çok yeri  geziyor ve Narkissos Efsanesin geçtiği yer olduğu söylenilen Dilek Pınarına gidiyoruz.

Ardından yamaçtaki Mordoğan Köyü’ne. Ayşe Hatun Camiini görüntülüyoruz. Duvarları gerçekten çok enteresan. Caminin hemen yanında çamların içinde eski bir yapı var, yamaca yaslanmış. Senelerce okul olarak hizmet vermiş, şimdi burada doğma büyüme Müesser Akbaş’ın çabaları ile müzeye dönüştürülmüş.

Müesser hanımla buluşuyoruz ve müzenin öyküsünü dinlerken, görüntülerimizi de alıyoruz.

MÜESSER AKTAŞ

Müze Kurucusu

“Mordoğan merkez köyünde doğdum büyüdüm ve yaşamaktayım. Bu binanın temeli, 1928 yılında, Cumhuriyetin kuruluşundan hemen sonra atılmış.

Dönemin İzmir valisi Kazım Dirik tarafından yaptırılmış. Dedem ve arkadaşları hep birlikte okul olarak yapmışlar. Hem maddi hem bedenen katkı sağlamışlar.

1932 yılında hizmete girmiş ve 70 yıl okul olarak kullanıldı. Taşımalı eğitim uygulamasından  sonra kapandı.

   

Buranın onarılması ve müze olarak kullanıma açılması için girişimlerde bulundum.

Tam projeyi anlatıp, olur alacakken kaymakamlar değişiyordu her seferinde.

Bu aşamada 4 kaymakam değişti. Ama ben inatla projenin takipçisi olmaya devam ettim.

Kaymakamlık uzun bir çabadan sonra buranın müze olarak kullanılmasına olur verildi.

O zaman köylüye hizmet götürme kurulu kurulmuştu. Bu kurul da beni görevlendirdi.

Bu binayı kendi ve yerel yönetim imkanlarını da kullanarak temizledim, düzenledim. 

   

Binanın bulunduğu arazi milli emlağın, bina milli eğitimin. Bir şey yapabilmek için, 2 yerle ayrı ayrı görüşmek, ikna etmek ve onaylatmak gerekiyor.

Bahçeyi mamur etmek için su çıkartmak gerektiğinde bile 2 yerden onay almak mecburiyetindeydim. Bu çok zor oluyor ama yapıyorum.

Müzedeki tüm objeleri ben biriktirdim, toparladım ve derledim.

Yaz sezonunda Pazartesi günü hariç her gün açık. Kış sezonunda Cuma, Cumartesi ve Pazar günleri açığız.

Burada tüm objelerin yaşanmışlıkları var.

İçlerinde en çok babamım balya makinesini seviyorum.

Mordoğan benim canım, burada yaşamak bir ayrıcalık. Hepimiz akrabayız ve mutlu bir şekilde yaşıyoruz”

   

Eski Mordoğan Köyü’n den Çatalkaya Köyü’ne geçiyoruz. Yine yamaçlarda. Onun da tarihi bir camii ve avlusundaki 2 Çeşmesi var. Görüntülüyoruz. Hikayesini de Mordoğan Mahallesi Muhtarı Kenan Üstündağ’dan alıyoruz. Kenan bey tanım yerindeyse ayaklı tarih kitabı Mordoğan için.

Yerli ve yabancı tarih adamlarının bölgeyi danıştıkları nadir kişi.

KENAN ÜSTÜNDAĞ

Muhtar

“Mordoğan Köyü ile Çatalkaya köyünün birleşmesinden günümüzün Mordoğan’ı ortaya çıkmıştır.

Çatalkaya Akdeniz bölgesi Yörükleri tarafından kurulmuştur. Bu köylüler Orta Anadolu’da Tuz Gölü’nün güneyindeki dağlık alandan gelmişlerdir. Mordoğan köylüleri ise Tuz Gölü’nün kuzeyinden gelmişlerdir. Çataykaya dağlı, Mordoğan ovalıdır. Her ikisi arasında kültür ve yaşam farkı vardır. Şimdiki Mordoğan’da ikisinin birleşmesinden oluşmuştur.

Çatalkaya, 1695 senesinde Yörük ağaları tarafından kurulduktan sonra 1707 senesinde içindeki meşhur camii yapılmış. Cami avlusuna 1737 senesinde büyük çeşmeyi Oduncular sülalesinden biri yaptırmış. Ayni avludaki Küçük Çeşmeyi de Hatçe adında bir kadın yaptırmış. Küçüğünün adı, Hatçe Pınarı, büyüğünün adı, Oduncu Pınarı olarak anılmış. Cami ve Çeşmeler Mordoğan’ın simgesel mekanlarındandır, suları farklı kaynaklardan gelir.

   

Çeşmeler, Cami etrafında suların bir bereket ifade etmesi amacıyla yapılmıştır.

Bu anlamda o zaman Çatalkaya köyünde 36 çeşme bulunduğu 36 sının da farklı kaynaklardan su getirdiği söylenir. Hayrat yapmak isteyenlerin yaptırdığı çeşmeler olarak bilinirler”

Muhtarımızın yanından bahçeler içine geçiyoruz. Mustafa Özer ve eşleri iş hayatlarını tamamlayıp buraya yerleşmişler. Çok güzel bir evleri var. Doğayla, sosyal hayatla olabildiğince ilgililer. İzmir bölgesinde gerçekleşen yürüyüş yolları projesinin buradaki temsilcileri.

MUSTAFA ÖZER

Emekli Sanayici

“Uzun yıllar İzmir de yaşadıktan sonra 10 yıldır Mordoğan da yaşıyoruz. Çalışma hayatımızı hafifletirken, deniz kenarında balıkçılığın hüküm sürdüğü beldelere yerleşeyim istedik. Önce Datça’ya baktık ve onu Mordoğan la mukayese ettik. Buranın havası, bakirliği ve İzmir’e yakınlığı sebebiyle Mordoğan’ı seçtik. İyi ki seçmişiz. Bir gün İzmir de orman bölge müdürlüğünde toplantıdaydım. Beni tanıtan orman mühendisi arkadaş, yaşadığım yer itibariyle oksijenin tazesini alan kişi olarak takdim etti beni.

Gerçekten de burada doğanın bozulmamış olması, insan ilişkilerinin daha sıcak olması bizi Mordoğan’a bağladı. Buranın Akdağ’ın da Alpin iklimi var, her yönünde farklı iklim rejimi. Özel bir yer burası.

Bir çok sosyal alanda faaliyet gösteriyorum. EFES-MİMAS YOLU projesinde aktifim. Bu yürüyüş yolları ile ilgili araştırmamızda da gördük, müthiş bir eko sistem var Mordoğan’da.

Florası, Faunası ve Folklorik değerleri ile çok zengin bir bölge. 200 çeşit koruma altında kuş var. Çok çeşitli endemik bitkiler var. 600 yıllık bir gelenek içinde yaşıyoruz.

Mordoğan’ı mız da Taze balık var, sohbet var ve küçük şeylerle mutlu oluyoruz.

   

Karaburun Mimas Dağcılık ve Doğa Sporları Bölümü açtık. Her Pazar yürüyüş yapıyoruz. Mümkün oldukça insanları doğaya götürmeye çalışıyoruz. Ayrıca sakız ağacı yetiştirmeye çalışıyorum.

Buraya yerleşen Yörükler, önce hayvanları ile gelmişler, sonradan

Tarıma geçmişler. Benimde esas kökenim Toros. Bizden önceki nesiller üç şey yetiştirmişler; sakız, üzüm ve zeytin. Bunlar ortadan kalkmış zamanla. Yarımada Sosyal Sorumluluk Derneği vasıtasıyla şimdi sakız fidanı üretiyoruz. Sakızın yetişmesi uzun zaman alıyor. Bu sebeple pek bekleyemiyor üreticiler. Örnek bir sakızlıkla bundan para kazana bilineceğini göstereceğiz. İyi ki Mordoğan’a yerleşmişiz. Zamanın nasıl geçtiğini fark edemiyoruz.”

   

Son olarak yaşamını genelde Mordoğan’da deniz kıyısındaki evinde sürdüren Uzak Yol Kaptanı Fatih Türküstün’e gidiyorum.

Denizleri biliyor, Mordoğan’ı biliyor, deniz eğitmeni, araştırmacısı, eşi buranın yerlisi ve deniz aşığı. Bizim için daha ne olsun ki?

FATİH TÜRKÜSTÜN

Uzun Yol Kaptanı-Deniz Eğitmeni

“1968 yılında hanımı istemeye geldik Mordoğan’a. O günden beri de buralıyız. Daha doğrusu hanım köylü olduk. Bu güzel yerin yerlisi. Doğma büyüme buralı bir eşim olduğundan mutluluğumuza diyecek yok. Deniz diyarında doğmuş, denizi biliyor, denizi, denizciyi seviyor.

Bu sebeple hiç bir problem yaşamadık.

Tabi önceki yıllar daha sakindi buraları, daha sıcaktı ilişkiler.

Yazlık siteler yapılmaya başlanınca her yerde olduğu gibi Mordoğan’da sakinliğini kaybetti.

İnşaat kalitesi de çok düşük ve makyaj güzelliğiyle daha da kötü oluyor. Biz merkezdeyiz ve mutluyuz.

Mükemmel bir denizi, şahane bir havası var. 16 yıldır kullandığımız Rotanın fisherman 14 teknesinin yelkenlisi vardı. Eşimle beraber her akşam üzeri güneş Akdağ’ın üstüne geldiğinde balığa çıkardık ve gece 22.00 civarında dönerdik.

Eşim çok iyi kalamar tutar. Hanım çok büyük kalamarları ben daha küçüklerini tutardım. Her akşam rıhtımda merakla bizi beklerlerdi denizci dostlar.

Buranın denizinin hatırı sayılır ama her türlü havada denize çıkardık.

Gün geldi 2 sene önce tekneyi sattık. Zaten balık azaldı.

Burada barınak yapıldı, önce yat limanı olacak dediler.

2 barınak yan yana nasıl olur dedi imalatın belli bir yerinde Ankara’dan gelen yetkililer.  

DLH ile Maliye bir birine girdi proje devam ederken.

Benim bildiğim buranın yat limanı amacıyla inşaat iznini aldığı idi.

   

Uzun yıllar denizdeydim. Uzak Yol Kaptanıyım.1978 senesinde Piri Reis gemisinin kaptanı olarak Almanya’dan gemiyi bizim sularımıza getirdim. 

Şimdi İnciraltı’n da bağlı.

Piri Reisin eserlerini senelerce ilmi olarak inceledim. 12 yıl kışın gemilerde 6 ay çalıştım.

İzinlerimin kalan 6 ayında 14.000 deniz mili kaparak tüm kıyıları kara kalemle çizdim. Piri Reisin bahriye kitabını detaylandırdım. Gördüklerimi, seyirlerimi haritalara işledim. Resimler, eskizler yaptım. Sonunda ben de bunlar kalmasın istedim.

Zaman geldi bunları PİRİ REİS ANADOLU KIYILARININ İLK HARİTA ŞEKİLLERİ adlı kitabımla yayınladım.

Bizim kıyılarımız ve yakınındaki komşu adaların haritaları İskenderun’a kadar var.

Şimdi de yeni denizcilik kitabımın hazırlıklarını yapıyorum.”

   

Evet tarihi ile değerleri ile, denizi ve balığı ile Mordoğan’daydık.

Bu arada söylemeyi unutuyordum; Mordoğan’lılar çok yakınlarına kurulmuş ve hala da kurulmakta olan rüzgar tribünlerinden şikayetçiler.

Hiç değilse yerleşimlerden 5 kilometre uzağa kurulsun isterler.