KÖRFEZ
Seçiniz...
KOY
Seçiniz...
MARİNA
Seçiniz...

DATÇA

Datça Yarımadası Güney Yakası

Haber & Fotoğralar:Levent ÇELMEN
Haber Tarihi:01-12-2017 22:37
Son Güncellenme Tarihi:01-12-2017 22:37

Bozukkale’den çıkıp Datça’ya gitmeyi planlıyorum.

Bozukkale Koyu çıkışından batıya döndüğümde daha sabahın erken saatlerinde kafadan gelen rüzgar güzel bir seyir gününün habercisi gibi.

Burnu dönünce Symi merkeze rota tutuyorum ama o rüzgar sizlere ömür.

   

Burası hep böyle yapar. Ya artar ya azalır. Rodos kanalı ile farklıdır. İnatla, ite kaka Symi’ye yaklaşıyorum.

Dar boğazdan motor takviyesi ile temkinli geçiş ve karşımda bir sürü yelkenli, yarışıyorlar.

Yunan bayraklı 15  kadar tekne küçük adaların etrafında yarışırken güçlükle dönüyorlar.

Pruvam Datça merkeze dönünce tatlı bir rüzgarla yemek hazırlayıp yiyoruz bile.

Fakat biraz sonra rüzgar yok. Sallanan yelkenlerin sinir bozan sesi...

   

Mazotçu kıs kıs gülerken Datça tarafında bir anda koyu mavi, hatta mosmor bir renk beliriyor. Üstelik bize doğru hızla geliyor.

Belli bizim yelkenlere göz dikmiş. Cenovayı koruma altına alıyorum.

Geliyor da geliyor. Önceleri 30, sonraları 40-45 knotlar kafadan. Bu koşulda kalan 5 mil, 5 günde bitiyor sanki.

Kıyı şeridine çok yakından dikleşen dalgalar, nereye dönsem kafadan gelen sağanaklar ve

“Merhaba Seni Bekliyordum, Çoktandır Uğramadın da” diyen Datça. Datça’ya saygıdan ana yelken kapanıyor.

   

İşte böyle bizim güzel Datça’mız.

Hiç beklenmedik karşılamalar, uğurlamalar yapar zaman zaman. Özellikle kıyı kesiminde sağanaklar çok etkilidir. Ama limana girince her şey tamam.

Genelde alargada kalırım liman önünde. Denize girmek akşam iskele yanındaki eğlence yerlerinin bitmek bilmez müziklerinden mahrum kalmak için.

Gerçekten de yüksek sesli müzik yayını Datça Limanının en büyük sorunu diyebilirim senelerdir. Datçalı çevreci dostlar evlerinde uykuda olduğu saatlerde bu gürültü yatçıları rahatsız eder, bilmezler.

Bu sefer iskeleye yanaşıyorum. İskele sorumlusu Erman karşılıyor. Bağlanıyoruz, işimiz çok.

   

Datça; rüzgarın etkin olduğu belde. Havası, temiz oksijeni bol. Dünyanın önemli oksijen depolarından biri olduğu söyleniyor.

Ünlü tarihçi Strabon, “ Tanrı yarattığı kulunun uzun ömürlü olmasını isterse, Datça Yarımadası’na bırakır” demiş buraları için.

Nüfus kalabalık değil. Bunda ulaşım yönünden uzak olmasın da etkisi olsa gerek.

Karayolu ile Marmaris’e bağlanan ıslah edilmiş yol bile bazıları için çekilmez olabiliyor, güzel manzarasına rağmen. Denizden Körmen-Bodrum bağlantısı var.

O da yetersiz. Sadece yaz aylarında çalışan feribot bir saat kırk beş dakikada bu yolu kat ediyor.

Hızlı feribot bir türlü çalışmaz? 

Rivayetler uzun...Bu yüzden “bakir bir ada gibi” diyenler var.

Deniz suyu son derece temiz ve berrak, balık bol. Tarihi mekanlar, organik tarım alanları, koruma altındaki yapılar ve Eski Datça’sı ile bir başka. Bademi, zeytini ün yapmış.

   

Halk tarımla ilgilenirken şimdi turizme yönelmiş hatta biraz da tarımı unutur olmuş.

Yerlileriyle sonradan yerleşenleri ile çevreye önem verenlerin yaşadığı belde de sanat faaliyetleri çok yoğun.

Belediye otobüs duraklarına küçük kitaplıklar bile koymuş. İsteyen alıp okuyor ve tekrar standa bırakıyor.

İşte bu Datça’ya yanaştım. Liman yine sakin. Bu sakinliği, limanı, deniz kapısını yetkilisine sorayım istedim.

ERMAN ÖZKUL

“Limanımıza 30-40 tekne yanaşabiliyor. Elektrik su var ama tonoz sistemimiz yok.

Datça cazibe merkezi, denizden gelen konuk sayısı oldukça fazla. Son 2 yıl geçmiş senelere göre tekne bağlamalarında çok ciddi azalma var.  Yabancı tekne neredeyse yok denecek kadar az. Kendilerini ancak Ekim ayıyla birlikte tek tük ağırlamaya başladık. Tüm yaz aylarında gelen tekneler Türk tekneleri idi. Konuklarımız bir veya iki gün kalıp, Datça’yı, çevresini gezerler. İkmal imkanlarını gerçekleştirirler. Karşı Symi Adası’ndan yoğun bir şekilde Yunan komşularımız gelip, alış veriş yapıp giderler.

Datça’da marina ihtiyacı çok. Karşıda yapılması beklenen marinanın inşaatı bir türlü devam edemiyor. Bir çok sorundan söz ediliyor. O da biterse Datça daha da başka olacaktır.”

   

Erman’dan sonra iskelede bir kaç gündür kalmakta olan bir ailenin yanına gidiyorum.

Belli Datça’yı çok seviyorlar.

Emre beyin eşi Canan Hanım, Kızları Duygu, Duygu’nun Eşi Serdar Kaptan.

Emre Kaptan kendine yine kaptan olan  bir damat bulmuş.

Ama o profesyonel bir römork kaptanı ve Zonguldak’ta yaşıyorlar. Römork le yelkenli arasındaki farkları konuşuyoruz.

Tatildeler ve sevdikleri Datça’dalar.

EMRE GÜLCAN-SERDAR TAN

“Teknemiz 1982 yapımı Hallberg Rassy 352. Genelde Gökova Körfezinde gezeriz. Akyaka’da evimiz de var, haliyle teknemiz oraya bağlı. Bu yıl Yunan Adalarına gidelim dedik. Daha Kos Adasında bitmek bilmeyecek fırtınayla karşılaştık. Geri dönmeye karar verdik. Tercihimizi Datça’dan yana yaptık ve buraya geldik.

Datça bizim çok sevdiğimiz bir yer. Diğer yerleşimlerden farklı. Kendine has bir üslubu var. Yıpranmamış. Hele eski Datça, rüya gibi. Burayı farklı insanlar tercih ediyor o nedenle güzel ve korunmuş. Ada kültürü hakim Datça’ya ada olmadığı halde. Çok seviyoruz Datça’ya gelmekten mutluyuz.”

   

Evet iskele tenha, Datça sokakları sakin.

Senelerdir tekne acente işleri yapan arkadaşım Ahmet Öztürk’ü aradım.

“Datça ne durumda, neler oluyor bir konuş” diye. “Konuşmasam olmaz mı?” dedi.

Ama ağzından lafları alıverdik Datça gönüllüsünün, aşığının.

AHMET ÖZTÜRK

"26 yıldır bu işin içinde ve Datça’dayım. Deniz Turizmi Datça’da çok ilerledi bu güne kadar. Adalara açılan bir gümrük kapısı olması da bunda etken. Evvelki seneye kadar gittikçe artan bu hareketlilik içinde iken geçen yıl @ oranında düştü. OHAL den sonra her şey değişti. 26 yıllık bilgi birikimimizi, tecrübemizi unutup, yeni sayfa açtık, her şeye yeni baştan başladık. Gümrük mevzuatı limanlara göre farklı uygulanıyor. Bir limandaki formalite diğerinde istenmeyebiliyor. Ya da başka bir şey isteniyor. Kime neyi nasıl anlatacağımızı bilemiyoruz. Bu sebeple farklı 2 gümrük arasında mahkeme bile açıldığını duyduk.

Bu günlere kadar işlem yaptığımız tekne ağırlığı yabancı idi. Ancak artık ağırlık tamamen Türk teknelerinde. Yabancılar buharlaştı adeta. Yabancıların bir yıl içinde 185 gün yurt dışında yaşama zorunlulukları, işleri iyice çileden çıkardı. Adamın Türkiye’de ikametgah izini var ama teknesini dışarı çıkartmak zorunda. Bunu onlara anlatmak mümkün değil. Bu sebeple sularımızı hızla terk ediyorlar.

Sahibi Türk, bayrağı Amerikan teknelerin durumu daha da kötü. İnanın ne yapacağımızı bilmiyoruz. Mesleğimden soğudum adeta. Datça güzel, belli bir yere geldi ama denizden çıkışlar olsun, girişler olsun etkilenince turizme de zararı oluyor. İskele boş adeta.”

   

İskelede küçük ama çok güzel bir motor yat yanımda bağlı. Sahibi ilgili mi ilgili. Akşamları sanırım evine gidiyor, sabah geliyor. Tanıştım, merak ettim tekneyi de sahibinin yaşamını da.

Muhteşem bey uzun yıllar Amerika’da yaşamış bir mimar.

Teknesi Hollanda yapımı polyester. Kesinlikle batmadığını fabrikasının test videolarından gösterdi.

Yüksekliği 3.5 metreye düşüyor. Yani nehirlerde köprülere çapariz vermeden dolaşabiliyor.

Her türlü konfor mevcut. Datça’ya bağlanmış, buralarda kalacağa benziyor.

MUHTEŞEM ATASOY

“18 yaşımda Bodrum’dan İstanbul’a 4 arkadaşımla bir tirhandil tekne getirdik. O günden beri denizin tadı damağımda kaldı.

Amerika’da Mimar olarak çalıştım. Hayat koşturmacası içinde denize zaman ayıramadım. Sonunda işlerim hobilerime zaman tanıdı ve 11 yıl önce bu tekneyi aldım. Teknemle tüm Adriyatik kıyısını dolaştım.

Türkiye’ye kesin dönmeye karar verince gemi ile teknemi naklettim. Kaş’ta ve Sığacık’ta bulundum her yeri dolaştım.

Sonunda Datça’ya yerleşmeye karar verdim. Burası benzer yerlere oranla gerçekten çok güzel ve bakir sayılır. İnsanları anlaşabileceğim düzeyde. Çevreye duyarlı. Hele Eski Datça bir mimari harikası. Buranın sahipleri yaşadıkları yeri koruyarak iyi işler yapıyorlar.

Türkiye’de marina sayısı az. Datça’da hiç yok. Bu yıl burada tekne-ev arası yaşamaya devam.”

   

Datçalı sanata çok önem veriyor.

Sergiler konserler, tiyatro gösterileri Datçalının vazgeçilmezi.

Güzel Datça’ya her sanatçı, her sanat gurubu da gelmek istiyor. Bir çoğu buraya yerleşmiş, yaşamakta ya da...

Belediyenin sergi alanı var iskelenin arkasında. Konusunu denizden alan resimlere rastlıyoruz.

Ressam Tamer Ertunga’da burayı beğenip göçenlerden, yaşayanlardan. Datça’daki 5 sergini geziyoruz.

TAMER ERTUNGA

“Uzun yıllar İstanbul’da, Marmara Bölgesinde yaşadım. İstanbul’da yaşam zorlaştı. Önce Datça’ya 5 yıl gidip geldim. Şimdi taşındım ve 4,5 yıldır burada yaşıyorum. Sakin, rahat yer. Gerçi zamanla kalabalıklaşıyor ama diğer yerlere göre çok iyi.

Burada çeşitli yürüyüş yolları var. Tarihi mekanlarla iç içe. Yürüyüş guruplarımız var. Düzenli olarak doğa yürüyüşleri yapmaktayız. İklimin ılıman olmasının da etkisi büyük. Aralıkta açan çiçekler görebilirsiniz Datça’da.

Lise yıllarımda şiir yazmaya başladım. Daha sonraları bu şiirlerin yanına küçük resimler yapmaya başladım. Zaman içinde resim daha ön plana geçti.

Denizin altını çok seviyordum. Konularımı oradan alırken zamanla deniz üstüne de geçtim.

Belçika, Hollanda olmak üzere bir çok sergi açtım. Bu Datça’da 5.sergim.

Doğayı çok seviyorum. 58 yaşındayım, dünya ömrüne kıyasla bir nokta kadar ufak olan hayatımda doğanın ne kadar hızla bozulduğuna tanık olmak beni çok üzüyor. Artık oltalara balon balığı geliyor. Çok üzücü.”

   

Son olarak 16 yıl önce Datça’ya yerleşen bir yelkenci dostla birlikteyiz. Ali sıkı yelkenci. Kardeşleri MAT teknelerinin üreticisi. Birlikte bir çok yarışta kupaların en güzelini alan ekibin önemli bir elemanı.

Datça’ya gönül vermiş. İş hayatı ile özel yaşamını tatlı tatlı burada sürdürüyor.

ALİ SOMER

“16 yıldır Datça’da yaşıyorum. Biraz turizm biraz tarım tatlı tatlı yaşıyoruz. Datça cennet, kıymetini bilmek lazım. Gerek iklimi gerek yaşam rahatlığı ile mükemmel bir yer.

Kışın Datça’nın kuzeyinde Değirmenbükü mevkiinde tarım yapıyorum. Badem, zeytin yetiştiriyorum. Pekmez zeytinyağı üretiyoruz. Tam bir çiftlik hayatı. Datça’da rüzgar çok, bu sebeple ağaçları ilaçlamak gerekmiyor. Zeytin ağaçları rüzgarı seviyor. Her şey doğal olarak organik. Gübreleme yapmıyoruz. Ekolojik tarım bu bölgenin doğasında var. Kıymetli ürünler üretiyoruz sonuç olarak.

Yaz aylarında Turizm ile ilgileniyorum. Datça limanında bir tesis işletiyoruz

Datça deniz kenti ama şu güne kadar marinası yoktu. 2 marina yatırımı yapıldı ama bunların gerçekleşmesi için çok engel konuldu.

Örneğin Körmen’in dolgusu için gerekli malzemenin tedarik noktaları, taşınması bile sorun oldu. Bölge ÖÇK alanı olduğundan her şeyin yapılması zor oluyor, zaman alıyor.

Datça’da yaşam rahat. Genelde turizmle ilgilenen Datçalılar sezon bitiminde rehavete giriyorlar. Yapılması gerekenleri, gelişmesi gerekenleri unutuyorlar.

Tarımın önemini daha çok anlamaları gerekiyor.”

Evet kendi gözlemlerimizle, objektifimize yakalananlarla, Datça’yı seven hatta yaşayanlarla söyleşilerimizi tamamlayarak demirimiz alıyoruz limandan. Bir başka limana giderken tam liman çıkışında oltamıza kısmetimiz geliyor.

Bereketiyle uğurluyor Datça bizi. Bir başka limanda bir başka yazıda birlikte olmak üzere

Kalın sağlıcakla.