KÖRFEZ
Seçiniz...
KOY
Seçiniz...
MARİNA
Seçiniz...

KARACASÖGÜT

Gökova Körfezi

Haber & Fotoğralar:Levent ÇELMEN
Haber Tarihi:10-02-2018 12:58
Son Güncellenme Tarihi:10-02-2018 12:58

Değerli Okurlarımız Gökova Körfezinin Korunaklı Muhteşem Koyuna, Karacasöğüt’e Gidiyoruz Bu Yazımızda.

Açıklarında fırtınalar kopsa bile içeride huzurun bozulmadığı Karacasöğüt’e.

   

Hem denizden hem karadan ulaşımı olan ama güzelliğini kaybetmesine izin vermeyen o koya.

Denizcilerin duayeni Sadun Boro’nun kabrinin olduğu Karacasöğüt’e gidiyoruz.

Korunaklı ve kara ulaşımının da olması denizcilerin özellikle kışlamak için tercih ettiği bir yer olmuş. Bu tercih zaman içinde koydan çıkmayan statik denizciler kalabalığını oluştursa da yine de güzel.

Koy içinde Piri Reis in gemilerine su aldığı söylenilen bir çeşme var. Hemen kıyıda.

   

Koya girerken sancak taraftaki Gökova Yelken Kulübü tesisleri doğayla uyumlu bir birliktelik oluşturuyor. Haluk Karamaoğlu ve ailesinin itina ile işlettiği bu tesiste yılın belli dönemlerinde yelken kursları açılıyor. Öğrenciler yatılı olarak tesiste kalıp, eğitim görüyorlar.

   

Seneler önce bu kulüpte rahmetli sanatçı Barış Akarsu’ya bir klip çekmiştik. Ereğli’de yelken eğitimi almış olan Barış, klipimizde bu hünerini gösterirken çekimlerimizi Gökova Yelken Kulübünde gerçekleştirmiştik.

Karacasöğüt’te 2 iskele var. Birincisi bir restoranın özel iskelesi. Kuşadalı Eczacı karı koca tekneleri ile buraya gelmişler, çok beğenmişler. Sonunda buraya yerleşmeye karar verip restoranı da satın almışlar. Hayatlarının kalanını Karacasöğüt’te geçirmek istiyorlar.

   

Onların ahşap iskelesinde tanıdık bir tekne var.

Sadun ağabeyimizin son katamaran teknesi buraya bağlı, hüzünlü bir şekilde bizlere bakıyor. Çekimlerimizi yaparken Kızı Deniz hanım, eşleri ve çocuklarını da görme imkanımız oldu. Baba yadigarını toparlıyorlardı.

Bu arada iskelede küçücük bir tekne dikkatimizi çekti. Havuzlukta 3 kişilik bir aile. Bizde merak ettik nereden gelip, nereye giderler. Neden Karacasöğüt?

Dilek hanım, Mete bey ve Kızları Defne’ye sorduk.

KARDEŞ AİLESİ  

“İstanbul’da yaşıyoruz. Bu küçük teknemiz Bandırma Erdek’te duruyor.

Her sene önce tekneyi hazırlıyoruz. Sonra çekiciye koyup farklı denizlerde suya indirip geziyoruz. Geçen sene Selimiye’de indirip Hisarönü ve Yeşilova Körfezlerini gezdik.

Bu yıl Akyaka’da indirip, Gökova Körfezini gezmek için buraya geldik. Karacasöğüt’ün doğasını, insanını, suyunu gördükten sonra en az bir hafta burada kalmaya karar verdik. Çok güzel, mükemmel bir yer.

İnsanları sevecen, yardımsever. Tatil günlerini bitirip İstanbul’a dönmek, o stresli ortama gitmek istemiyoruz ama ne mümkün.”

   

Ayni iskelede bir amatör denizci ve konuklarına rastlıyoruz. Şeydan Bey emekli elektrik mühendisi. Kuşadası’nda yaşıyor ve teknesi Miranda ile orada kalıyor. Kuşadası’n dan çıkıp tüm kıyılarımızı dolaşıyor.

En çok sevdiği yer Karacasöğüt. Ressam Fahri Sever ve eşi de konukları, onlarla buradalar ve hepsi Karacasöğüt aşığı.

SEYDAN TOPBAŞ

“36 feet teknemle sıkılana ya da hanım “artık dön” diyene kadar denizlerdeyim. Şimdi de konuklarımla Kuşadası’ndan buraya geldik.

Karacasöğüt cennet ve her yıl ilk olarak buraya gelirim. Kuşadası’ndan güney etaplarında  yol bence sevimsiz. Denizden uzun yol kat edip bu güzel yerlere geliyoruz.  Artık ben çok sevdiğim Karacasöğüt’te kalacağım.  Tüm Egeyi, Yunan Adaları dahil dolaştım, bundan güzel bir yer görmedim.

2. sevdiğim yer Okluk Koyu ve 3. sevdiğim yer Gümüşlük. Tekneyi burada bırakıp, karadan gidip geleceğim. Güzel alanların merkezi yeri. Marmaris’e çok yakın ve her türlü imkana sahip. Mutlu olacağımı tahmin ediyorum.”

   

Restoranın ahşap iskelesinden Muğla Valiliğinin kontrolündeki(MUÇEV) iskeleye giderken, Karacasöğüt’ün tek marketi ve son yıllarda ünlenen restoranının önünden geçiyoruz.

Bir köy bakkalı olduğu zamanları hatırladığımız, günümüzde her türlü ihtiyaca karşılık veren marketi burada. Hemen yanında bir restoran. Genç işletmeciler köyün yerlisi.

Ferhat Balcı’ya soruyoruz buraları, doğduğu köyü.

FERHAT BALCI

“Karacasöğüt yerlisiyim. 34 yaşındayım ve eskiye göre bozulma anlamında burada çok büyük değişiklik olmadığını görüyorum. Son yıllarda İskele yenilendi, market yenilendi.

Ülkemizde turizm kötüye gidiyor ama Karacasöğüt’te böyle değil. En azından geriye gidiş yok, yerinde sayıyor diyebiliriz.

Bu yıla bakınca bu da bizlere yetiyor.

Karacasöğüt’te yüzde seksen hareket denizden gelenlerle sağlanıyor. Bu yıl turist yok denecek kadar az. Hatta bitti diyebiliriz. İskelede durum ise farklı. Bizim buradakiler tekne alıp iskeleye bağlanmış, altı ay palamarı çözmeyenler var.

   

Trend değişti galiba. Kimse yerinden çıkmıyor. Bağlanmak için bir hafta önceden haber verirseniz ancak yer bulabilirsiniz.  İskele o denli dolu. İhtiyaçlara göre marketi düzenledik. Normal bir köy bakkalından İtalyan sosisi, Amerikan Corn Flaksi bulabileceğiniz yer  haline geldi. Denizcileri bekliyoruz”

   

Ve ardından Çin Mahallesi diye anılan meşhur iskeleye geliyoruz. Muhtarlık çalıştırırdı o zamanlar. Prf. İlhan Vidinli’ler, teknesindeki bir elektrik kaçağından hayatını kaybeden Yaman Koray’ların meşhur iskelesi beton olmuş, kalabalıklaşmış.

   

Yeni denizciler gelmiş. İskelenin arkasından başlayıp Gökova Yelken Kulübüne kadar kıçtan kara tekneler, hatta tüm kışı bu pozisyonda geçirenler var.

   

Bir heykeltıraşın, sanatçının havuzluğuna çıkıyoruz. İçeriden akordeon sesi geliyor. Eray Okkan İzmir Devlet Opera ve Balesinden emekli. İzmir’de heykel çalışmalarını sürdürdüğü atölyesi mevcut ama bedeni burada ve artık buralarda kalmak isteyen bir yaratıcı.

ERAY OKKAN

“Deniz tutkusu çocukluktan beri var. Ellili yaşlara gelip para bulunca tekne aldım ve denizle yoğun ilgilendim. 41 feet teknemde yaşıyorum genelde. Okluk koyu diye yola çıktım yanlışlıkla Karacasöğüt e gelmişim. Geliş o geliş, dokuz yıldır burada yaşıyorum.

Karacasöğüt’ten kısa mesafelerle her yere gidebiliyorsunuz. Bütün eski kurtlar burada yaşamış, yaşamakta. Alış verişimizi seralardan, köylerden yapıyoruz. Tabi ayni ürünü genelde Marmaris’ten daha ucuz aldığımız da oluyor. İskeledeki denizciler çoğunlukla burada yaşıyorlar. Marinalarda yaşadım, insanların o mekanları otopark gibi kullanmalarını yadırgamıştım. Burada tam tersi. Denize çok çıkanlar olduğu gibi yorgun çıkmadan teknede yaşayanlar da var. Balık bol,  tutuyorum. Kendim ve konuklarımın balığını buradan çıkarıyorum.

İzmir de atölyem var ama artık dönmek istemiyorum. İzmir sakin bir yer ama yine de gitmek istemiyorum. Bir emekli maaşı size yeter buralarda. İnsan daha ne isteye bilir ki? Mutluluk bu olsa gerek.”

   

Bu sefer iskele üzerinden yürüyoruz ve bitiminde karşıda kıçtan kara “Su Dünyası” isimli teknesinde denizcilerin duayeni Teoman Sarıaslan’a gidiyorum. Tüm ömür denizlerde geçmiş ve geçmekte. Tek başına denizlerde ve dünyayı dolaşıyor. Farklı rotalar kullanıyor.

TEOMAN SARIASLAN

“Adana doğumluyum14 yaşından beri yelkenle uğraşıyorum. 35 yıldır tekne yaşamı sürdürüyorum. 1984 de Karadeniz’de yaptırdığım ahşap teknemle Bodrum’a geldim ve 9 yıldır Charter yaptım. Daha sonra bu saç tekneyi İzmir Çakalburun’nda yapıp uzak doğuya gittim. Tayland, Vietnam gibi ülkelerde Charter ve dalış safarileri ile uğraştım. Sonra Türkiye’ye, Karacasöğüt’e geldim. Halen buradan uzak doğuya tekne transferleri yapmaktayım. 8 yıldır Karacasöğüt’teyim. Beton iskele yapılmadan önce burası mükemmel bir yerdi. Şimdi adeta bir marina haline geldi.

Ülkemizde marinada yaşamak gittikçe zorlaşmaya başladı. İnsanlar bir tekne alıp kullansa da kullanmasa da marinalara koyuyor. Devlet teknede yaşayan insanlara elinden gelen tüm zorlukları gösteriyor. Bu sebeple bir an önce Türkiye’den gitmek istiyorum. Burada beton iskele yapılmadan önce 35 tekne duruyordu, şimdi 80 tekne var. Barınma ister istemez deniz kirliliği getiriyor. Koylarda Motor yatların sürat tekneleri tehlike arz ediyor artık.

Şimdilik burayı valilik işletiyor. Korkum o ki; burayı bir marinaya satılıp bir iki ponton daha konursa yaşanmaz hale gelir.”

   

Bu denli değerli bir deniz adamıyla ne yazık ki kısa bir söyleşi yapabildim. Ama konu Karacasöğüt’tü. Bir başka sefere deyip Teoman Sarıaslan’a veda edip köy mezarlığına geçiyoruz. Sadun abimizin kabrini ziyaret edip, yazdıklarını, yaptıklarını, ufkumuzu açışını ve bir çok şeyi düşünerek Karacasöğüt’e veda ediyoruz.

   

Efendim ne diyelim bir başka yazımızda bir başka cennet köşede buluşmak üzere

Kalın Sağlıcakla.