KÖRFEZ
Seçiniz...
KOY
Seçiniz...
MARİNA
Seçiniz...

ÇİFTLİK KOYU (Marmaris)

Yazın Cennet, Kışın Cehennem

Haber & Fotoğralar:Levent ÇELMEN
Haber Tarihi:18-05-2019 23:02
Son Güncellenme Tarihi:18-05-2019 19:26

Efendin sizlerle benim lojistik merkezim Marmaris Turunç’a çok yakın 8 DM mesafedeki Çiftlik Koyuna gidelim istedim.

Seneler önce, Yat Turizminin etkili icra edildiği kıyı şeridimizin ortalarında diye seçmiştim Turunç’u. Oradan yola çıkar, seyirlerimi tamamlar, dönüp başka

taraflara pruvamı tuttururum hep.

Tabi burası merkez olunca, yanındaki koylar, güzellikler hep üvey evlat muamelesi görür benden. 

Miskin miskin dinlenmek daha işime gelir ne yazık ki. Bu sefer tam yakınımda, mükemmel Çiftlik Koyu’na gidip, hakkını yemeden çekmeye tanımaya

karar verdim. 

   

Bu koy genelde ya seyirlerimin sonuna ya da başına denk düştüğü için inanın pek sıklıkla girmediğim, konaklamadığım bir yerdir. 

Açık denizlere baktığı için temizliğinden kimsenin şüphesinin olmayacağı, yüksek tepelerin arasına sıkışmış Çiftlik Koyu’na gidiyoruz. 

Koy önünde Çiftlik Adası var. 

Kadırga Burnu tarafından geldiğimizde girişte Ada iskelemizde kalıyor. 

Adada küçük yerleşim birimleri vardı. Burayı ünlü bir iş adamımız aldıktan sonra bir de helikopter pisti inşa edilmiş. 

İş adamı ve ailesi sıklıkla kullanıyormuş bu adayı. 

Doğruyu söylemek gerekirse, yaşamı kolaylaştırmak için de olsa yapılmış bir tahrifata şahit olmadım. 

Ana karadan gelen enerji kablolarının görünümünden başka bir şey bana aykırı gelmedi bana. 

   

Ada ayni zamanda Koyu açıktaki deniz hareketlerinden koruyor. Dalgaları, soluğanları filtreliyor.

Girişin sancak tarafında seneler önce zorluklarla inşa edilmiş yaklaşık 40 hanelik yazlık site adeta ağaçların arasında saklanmış. Önünde muhteşem plajı. 

   

Yanında boş işletmeye kapalı otel ve dağlar, tepeler. Hepsi usul usul güzel plaja ve denize uzanıyor.

Tam karşımda 5 iskele var. Dördünden flamalar bana sallanmaya başladı bile; ”Bize Yanaş”. 

   

Yüksek tepelerin dibindeki ve sahiplerinin Ukraynalı olduğu söylenen iskeleden flama sallanmıyor artık. 

Daha önce açık olan bu tesissin içindeki projesiz yapılardan dolayı işletme ruhsatının iptal edildiğini duyduk. 

Biz de diğerlerinden birine yanaşıyoruz. 

Kıskançlık yok onların arasında, hepsi akraba, hısım, tanıdık, dost. Tüm çabaları bu güzel koya gelenlere doğru hizmet vermek.

Tekneyi yanaştırıp, neta ettikten sonra gözüm günlük tur teknelerini aradı yanaşan. 

Ama pek o kadar yok. Seneler önce çok yoğun bir şekilde yanaşan tekneler artık pek fazla gelmiyorlar Çiftlik Koyunu. 

Hedefleri yanındaki Gebekse Koyu.

Bizde buraya girip yanaşan teknelerden biri ile konuşalım dedik. “MERT 6” adlı günlük tur teknesi her gün Turunç’tan çıkıp civar koylarda konuklarını

gezdiriyor. 

Konuklarının en beğendiği ve karaya çıktığı koy da Çiftlik Koyu imiş. 

Öyle söylüyor kaptanı...

ALİ İHSAN KURNAZ

“Marmaris Bölgesinde senelerdir tur teknesi işletiyorum. Bana göre Marmaris koylarının en güzeli, Çiftlik Koyu’dur. Tüm bu işi yapanlarda bunu bilir, kabul eder. 

İskelelerde verilen hizmette iyidir.

Ayni zamanda müşterimiz de burayı tur içinde mutlaka görmek ister. 

Geldikten sonra da memnun kalırlar. 

Denizi, kumu çok güzeldir. 

Nettir, berraktır suyu. Açık denizlere bakar.

Konuklarımız, Çiftlik Koyu’n da sahile de çıkar ve mutlu olurlar. Ayrıca, buraya gelip gidilirken güzel bir seyir yapma imkanı bulunuyor. 

Bizim vaz geçilmez uğrak noktamızdır.” 

   

Ali İhsan Kaptan ziyaretini bitirip demirini alıp uzaklaşırken ben de kıyı şeridini tavaf ediyorum. 

Su sporları merkezi bile var. 

   

Karadan gelen karavanlarda da keyif yapıyorlar konuklar. 

   

Bembeyaz kumsalı dikine bölen uzun tahta iskelelerden biri gencecik bir işletmecinin tesisine gidiyor. 

Gözde dedelerinden babalarından devralıyor işletmeleri.  

Çekip gitmemiş buralardan, hareketli diyarlara, şehirlere. Sessizliği, huzuru seçmiş. 

Amacı hırslardan uzak sakin yaşamak ve konuklarına iyi hizmet veren bir işletmeyi ayakta tutmak.

GÖZDE ÖZER

“Doğma büyüme buralıyım. Yaşamımızı Çiftlik Koyunda sürdürüyoruz. 

Yaz aylarında ağırlığımız Turizm oluyor. 

Kış aylarında tarım ve hayvancılıkla uğraşıyoruz. 

Kışın yetiştirdiğimizi, ürettiklerimizi yazın işletmemizde kullanıyoruz.

Çiftlik başlı başına her şey. 

Sessiz, temiz, havası muhteşem. 

Karayolumuz güzelleşti senelerdir denizden gelen konuklar son yıllarda karadan da gelmeye başladılar. 

Kara yolu ile Marmaris 1 saat mesafede.

Buradaki restoranlar bir biri ile akraba. İşletmecileri Bayır ve Söğüt Köylerinden. 

Hepsi Çiftlik Konuklarını memnun etmek için çabalarlar.

Burada yaz sezonu Mayıs ayında başlayıp Kasım ayında biter. 

En güzel aylarımız Eylül ve Ekim aylarıdır. 

O ayların sakinliği, dinginliği, doğallığı hiç bir aya benzemez. Zaten Çiftlik Koyu bakir bir koydur ve bence bu hali çok güzel. Kalabalıklaşması,

yoğunlaşması durumunda koy bunu kaldıramaz ve bozulur.

Burada olmaktan ve yaşamaktan mutluyuz. 

Herkes, “Gençsin, daha hareketli yerlerde yaşamak istemiyor musun?” diye sorduğunda “Hayır” diyorum “Buranın hareketi bana yeter”. 

Seviyorum koyumuzu, buradaki yaşantımızı.”

   

Gerçekten de sakin bir yaşam. 

Yazlık site dışında dar tarım arazileri içindeki küçük bir kaç evden başka yerleşim yok. 

Uzaktan küçük bir yelkenli koya giriyor. 

Usturmaçalar çıkıyor, yanaşacak. 

Bekliyorum, yanaşsın. 

Yanaştı. 

Gidiyorum yanına, onu tanımaya, neyin onu bu koya getirdiğini öğrenmeye.

KORAL DERLEN

“İstanbulluyum ve mali müşavirlik yapıyorum. 

Babamın Kurbağalıdere’de tekneleri vardı. 

O zamanlarda denizciliğe başladım. 

Bu tekne ikinci teknem. 

Göcek yapımı lamine epoksi 9.60 boyunda yelkenli. 

Teknemle denizlerde ailecek geziyoruz. 

12 yıl teknemi İstanbul’da tuttum. 

Orada tekneye bakmak masraflı idi ve gittikçe de masraflı oluyordu. 

Biz de ani bir kararla Marmaris’e indik. 

Uzun yıllardır bu sularda seyirler yapmaktayız. 

Marmaris’te en çok gittiğimiz koy Çiftlik Koyu’dur. 

Uğrak yerimizdir. 

Gökova ve Hisarönü geçişlerinde buraya mutlaka uğrarız. 

Temiz bir denizi, mükemmel bir havası, lezzetli yemeklerin piştiği tesisleri burada buluruz. 

Sağlam tonozlar var ve güven içinde kalınıyor. 

Batıya kapalı korunaklı koyda keyifle yaşaya biliyoruz.

Ayrıca insanlar güler yüzlü. 

Sadece koyun ortasına akan derenin ıslah edilmesi gerek. Marmaris’ten gelen kara yolu rahat olunca Cumartesi Pazar günleri burası biz denizcilere kalabalık geliyor. 

Bizler sakinliği tercih etmekteyiz. 

Bu sebepten o günler dışında fırsat buldukça buradayız.” 

Güneş yavaş yavaş batıdan yatmaya, yüksek tepeler önünü kesmeye başlarken, ışıktan yaralanmak istiyorum. 

Plajdan yazlık siteye gitmek istiyorum. 

Seneler önce Turunç yanında konut edinmem için ikinci alternatifti. 

Marmaris’e uzaklığı, sağlık, ikmal olanakları açısından seçimimi Turunç’tan yana yapmamda etkili oldu. 

Uçsuz bucaksız plajdan yürürken tanıdık bir sima ila karşılaşıyorum. 

Nuran Savaşkan Akdoğan deniz camiasından tanıdığım arkadaşım. Senelerdir buraya gelirmiş. 

Hatta 4 yıldır burada konut kiralayıp tatillerini gerçekleştirirlermiş. 

NURAN SAVAŞKAN AKDOĞAN

“Ankara’da yaşayan akademisyenim. 

Son 4 yıldır Çiftlik koyundaki Ilgın Sitesinde ev kiralıyoruz. Sessizliğini seviyoruz, açık denize bağlı bir koy dip akıntılarından dolayı çok temiz. 

Çevrede tesis yok ve bu sebeple sessiz. 

Ilgın sitesi 1974 yılında kurulmuş. 

O zaman kara yolu yokmuş. 

Tüm malzeme deniz yoluyla getirilmiş. Site suyunu elektriğini bile kendi sağlamış.

Bu sebeple, doğaya saygılı, çevreyi koruyan insanların yaşadığı bir yer. 

Dışardan gelip sahilde ateş yakılmasına bile izin vermezler, uyarırlar. 

İkmal, restoranlar içindeki marketten, Bayır Köyünde kurulan pazardan ve buraya kadar gelen seyyar satıcılardan yapılıyor. Bozburun, Selimiye’ye de çok yakın. 

Yaş ortalaması yüksek olan sitede yaşam genelde Mayıs ayında başlayıp, Kasım Ayında bitiyor. 

Buradaki konut fiyatları karşı adanın Ali Ağaoğlu tarafından alınmasından sonra bir hayli arttı.

Mükemmel bir yer.”

   

İyi tatiller diledikten sonra gün batışında bağlı bulunduğum tesisteki yerimi alıyorum. 

Tabi o cam gibi denizlerde günün yorgunluğunu attıktan sonra. 

O da ne? Günün yorgunluğunu attırmaya nöbeti güneşten teslim alan ay da üsleniyor. 

   

Çiftlik Adası’nın üstünden çıkıyor ve sabaha kadar aydınlatıyor bu muhteşem koyu.

Güzel atmosferden tek başıma yaralandığımı sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Yan masada senelerce işletmecilik yaptıktan sonra denizlere atılmış Mehmet

Ali Kaptan var. “En sevdiğim koy, en muhteşem manzara” diyor. “Uğrak yerim, uzun süre bekleme, yaşama noktam” diyor. 

Biz hem kendisini hem de sevdiği bu yer için düşündüklerini merak ediyoruz.

MEHMET ALİ PEKGÜZEL

“Küçüklüğümden beri denizle iç içeydim. 1986 yılında İngiltere’de

yelkenciliğe başladım. İngiltere’ye gittiğimde dünya turu yapmış  İngiliz arkadaşlarımdan biri, beni 2 günlük bir seyir için teknesine davet etti. Seyrimizi

tamamladık ve deniz olayı, yelken  bana sıcak geldi. 

1992 yılına kadar İngiltere de denizele iç içe oldum.

1992 yılında Türkiye’ye geldiğimde arkadaşımın teknesi ile hafta sonları Sığacık Körfezi’n de denize çıktım. 

Daha sonra kendime Dehler marka bir tekne aldım. 

İçimize işleyen bu sevgi, daha da ileri seviyelere geldi. 

Tüm Türkiye kıyılarını defalarca gezdim.

Şimdiki teknemle seneler önce Marmaris’ten ailemle Çiftlik koyuna  geldik ve çok sevip müdavimi olduk. 

En sıcak günlerde bile içerisi serindir. 

Güney ve güney doğulu hava haricinde burada deniz sakindir. Önümüzdeki Çiftlik Adası dışarıdan gelen denizleri de kırar. Doğayı sevenler için

muhteşem bir yer. Yürüyüş yolları, tepelerden manzaraları, oksijeni açık denizlerin görünümü muhteşemdir.

Her fırsatta burada uzunca kalır, yaşarım.”

   

Gece bitti, sabah oldu, biz de Mehmet Ali Kaptanın sözünü tutalım, dağların arasına giren yollara çıkalım. 

Ben teknede bisiklet taşırım. Uygun olan yerlerde indirip hem spor hem çevreyi tanırım. 

Bisikletin gidemeyeceği yerlere yürür, tepelere tırmanırım sabahları. 

Tabi bu ikisini de yapamıyorsam maske şnorkel beni bekler. 

Hem yüzer hem de dip yapısını beynime tararım.

Bu sefer yürüyüş. 

Çiftlik Koyu temiz bir karayolu ile 11 kilometrede Bayır Köyü’ne bağlanıyor. 

Ben 3 km çıkarsam, dönüşü de var, yeter gari. 

Tatlı bir tırmanışla ormanların arasından planlamamı gerçekleştiriyorum. 

Deniz beni bekliyor. Ama önce restoranların arkasında hayvanları ile ilgilenen Koray Çoban’ı görüyorum. 

Bu koyun en eski işletmecesi. Senelerin bilançosu onda mevcut. Sormadan, öğrenmeden gitmek olmaz.

KORAY ÇOBAN

“Bayır Köyünde doğduk büyüdük ve buraya geldik. Geldiğimizde kayınpederlerin bir restoranı ve arkasında evleri vardı. 

Ben askere gidip geldim ve evlendik. 

1991-92 de ayrı bir restoran açtım. 

Çiftlik Koyu’n da pek yerleşim yok. Ufak bir koy. 

Kara yolu yokken şu andaki yazlık sitesi tüm malzemeleri Aykut Gürol tarafından denizden getirilerek zor şartlarda inşa edildi. 

1987 de de otel inşaatı başladı. Uzun yıllar turizme hizmet ettikten sonra artık kapalı. 

Koyumuzda zaman içinde tesisler oluştu. 

Asıl Köyümüz Bayır, orada yaşıyoruz. Burası yazlık gibi. Yukarıda Manastır var. 4 restoran 1 su sporu merkezi var.

Koy olarak temiz, insanlar çok seviyor. 

Pazar günleri biraz kalabalık oluyor. 

İkmalimizi kendimiz yaparız. Çoğu şeyi kendimiz üretiyoruz. Etimiz yetiştirdiğimiz hayvanlardan.

Yazın genelde sakin olan koyumuz, kış aylarında fırtınalı günlerde çok kötü olur, tehlikelidir.

Bu haliyle, doğallığı ile çok güzel bir yer. 

Daha büyümemesi gerek. Kendine yetiyor.”

Buraya kadar gelmişken yanındaki Gebekse Koyu’nu görmeden olmaz. 1.2 DM mesafedeki koya botla gidiyorum. 

Deniz sakin. 

Koy da yoğunluktan demir atacağım yer bulamam diye botla gitmeye karar vermiştim ama koy boş. 

Sadece 3 tekne demirli. 

Turizmdeki olumsuz gelişme buralara kadar yansımış. 

Gerçi saat erken Saat 11.00 den sonra Marmaris’ten günlük tur tekneleri tavaf etmeye başlarlar. 

“Ankara’nın Bağları” adlı eseri Rodos’tan duyacak kadar yüksek volümlerle çalarak.

Kıyıya iniyorum, Mehmet ada çayı kırpıyor, ara sıra telefonla görüşüyor, whatsApp tan mesajlar atıyor. 

Ben de taze görüntüleri erken saatlerde alıyorum. 

Buraya kadar gelmişken yaşamını, koyu, turizmi, koyun adının nereden geldiğini sorayım istedim.

MEHMET VURAL

“Bayır Köyünde doğdum. 23 yaşından beri burada yaşıyorum.

Arsamız ve üzerinde bir evimiz var. Bu araziler bana miras kaldı. Atadan kalan hayvanlarımız var onlara bakıyorum. 

Çok geniş bir alan zeytinlik. Kışın zeytin topluyorum. 

Hayvanları ve zeytinleri şahıslara satıyorum. 

Yazın günlük tur tekneleri gelir, onlara da ada çayı, kuru yemiş ve bal satarım. 

   

Burada bulunan kilisenin bizce bilinen hikayesi;

Yıllar önce Rodos’ta bir bayan gayri meşru yollarla hamile kalıyor.

Rodoslular onu cezalandırıyorlar ve bir yelkenliye bindirip denize bırakıyorlar.

Tekneyi kullanmayı bilmeyen kadın sürüklenerek buraya geliyor ve karaya çıkıyor. 

Arkasından akrabaları gelip burada bir yerleşim oluşturuyorlar. Konutlar yapıyorlar, gördüğünüz kiliseyi yapıyorlar. 

   

Hamamları var, sarnıçları, zeytinyağı fabrikaları var. 

O zamanın yaşamının izlerini tabiat şartları yok edemedi. 

Hala ortadalar ve burayı ziyaret edenlerin ilgisini çekiyorlar. 

Bu muhteşem ve korunaklı koya yaz aylarında günlük tur tekneleri Saat 11.00-16.00 arasında çok yoğun gelirler. 

Bu tekneler gidince de gecelemeye gelen yatlar her iki kıyıya demir atıp, bağlanırlardı. 

Ama artık Turizm bitti. 

Gelen tekne sayısı azaldı. 

Tek tük tekneler geliyor. 

Kış-yaz burada doğanın içinde yaşıyorum. Sezon sonunda buralar sadece bana kalır. 

Bayır Köyü’ne yürüyerek giderim. 11 kilometrelik yolu dağları aşarak yürürüm. 

Bu hayat benim, ben buraların adamıyım ve çok mutluyum.”

   

Evet Çiftlik dedik, kendimizi Gebekse de bulduk. 

Mehmet’i tanıdık. Farklı yaşamlar, değişik hikayeler. 

Yalılardan, helikopterlerin indiği adalarla, taşların kovukların arasına sığmış yaşamlar hepsi bu coğrafyada. 

Bize de tanıklık düşüyor.

Kalın Sağlıcakla.