KÖRFEZ
Seçiniz...
KOY
Seçiniz...
MARİNA
Seçiniz...

TURUNÇ

Marmaris Bölgesi

Haber & Fotoğralar:Levent ÇELMEN
Haber Tarihi:16-02-2018 21:42
Son Güncellenme Tarihi:16-02-2018 21:42

Değerli okurlarımız bu yazımızda sizlerle yeşilin ve mavinin uyumlu birlikteliğini sürdürdükleri Marmaris koylarından Turunç’a gidiyoruz.

Turunç, kışın ılıman, yaz aylarında yeterince sıcaktır. Bir de bu global ısınma etkisi ile sıcaklık iyice kendini belli etmeye başladı son yıllarda.

   

Tavsiyemiz;  mümkünse Temmuz ve Ağustos aylarının dışında bu koya, bu beldeye gelmeniz. Zaten yaşayanları da bu noktaya işaret ediyorlar. Dağlardan, karadan gelen rüzgarın etkisi altında. Isınan havanın etkisinde kalıyor belde. Yazın nadir bir kaç lodos dışında durum böyle.

Turunç denizciler için tüm hazırlıklarını yapmıştı konaklayalım diye.

   

8-10 rahatlıkla bağlanabileceğimiz tonoz, elektriğimizi suyumuz alabileceğimiz sağlıklı bir rıhtım,. Hepsi vardı Turunç belediye iken.

Tüm bu imkanları sağlayan Turunç Belediyesi ortadan kalkınca tonozlar yok olmaya, rıhtım günlük tekne istilasına uğramaya başladı. Yine de yüksek dağların arasındaki bu koyda konaklamak istersek demirimizin iyi tutabileceğini, rıhtımın saat 16.30 dan öbür gün 11.00 e kadar rahat olduğunu belirtmekte fayda var.

     

Demir attık ya da yanaştık diyelim, peki Turunç’ta neler var. Turunç’ta “yok, yok” diye başlayabiliriz söze.

Hatta ne ararsanız fazlasıyla var. Bu da bizim turizm anlayışımızdan kaynaklanıyor ne yazık ki.

Biri başarılı, tutan bir iş yaptı mı, yanına bir başkası daha geliyor, ardından biri daha, ekmek var diye.

Ama ekmek zaman içinde küçülüp, kimseye fayda getirmeyen bir hal alıyor. İşletme fazlalığı da cabası.

   

Alış-veriş, gıda yönünden gerçekten tüm seçeneklere sahip Turunç. Bir kaç büyük alış veriş zinciri mağazası dışında Pazartesi günleri semt pazarı kuruluyor ve ne ararsanız bulabilirsiniz. Bu Pazar belki de Turunç’un en güzellerinden biri.

   

Yüksek dağların arasındaki bu güzel beldeye kara yolu var ama gerçekten yorucu virajlardan oluşuyor. Son yıllarda dikkat çeken fazla inşaat sayısı, Turunç’u yavaş yavaş bunaltmaya başlamış.

Belli bir plaj kapasitesi olan belde de artık kumsal yetersiz kalıyor.

   

Yerli halkın tüm ısrarları ile yapılan rıhtım, plaja zarar veriyor. Bu rıhtım nedeniyle koy içindeki su hareketi, plajın kumlarını, özellikle kış aylarında alıp götürüyor. Zamanında bu araştırmaları yapan ve uyaran yetkilileri kimse dikkate almadan, ille de rıhtım deyince bu sonuç ortaya çıktı.

   

Belde küçük ev, otel ve apartlardan oluşurken, tam ortasına yapılan büyük otel, şirin Turunç’u Marmaris İçmeler özentisi bir yerleşim yerine dönüştürmüş.

Marmaris Bölgesinde gördüğümüz bir sorun burada da kendini gösteriyor; Belde içi ağaçlandırma yetersizliği.

   

Dağlar taşlar ağaç dolu iken, yarattığımız belde de ağaç yok, gölge yok. Sonuç olarak; Tabiat bize armağan ediyor, biz çıkarlarımız, bilgi birikimimiz ve zevklerimiz doğrultusunda doğayı kendi istediğimiz şekle çeviriyoruz.

Doğal kayboluyor, yapay, yoğun etkisini gösteriyor. Köyler, şirin beldeler, betonlaşıyor, yeşilden uzaklaşıp kaçtığımız şehirlere dönüşüyor.

   

Belde içinde sabahın erken, sakin saatlerinde çekimlerimizi yaparken Turunç’un yaşlı direklerinden Abdülkerim Can’ı, sonradan buraya yerleşmiş ve uzun yıllarda Turunç’ta yaşayan Sezgin Yetek’le sohbet ederken görüyoruz. Biz de masa da yerimizi alıp soruyoruz Turunç’u.

Dağların tepesindeki, yukarıdaki yerleşim yerlerinden gelmişler buralara seneler önce, yaylalardan.

ABDÜLKERİM CAN

“Osmaniye doğumluyum, burası oraya bağlıydı. Marmaris’e kara yolu yoktu. 1986 den sonra orman yolu inşası başladı devamında şimdiki halini aldı. Şimdide yetersiz bence.

15 haneli bir yerleşimdik, bu hale geldik.

Büyüdük, büyüdük, büyüdük.

Gelişmenin, büyümenin iyi yönü de oldu, hataları da çıktı ortaya.

60 yıllık esnafım, bizim buraları turizm biraz şımarttı. Çirkin bir rekabet var. Arıcılık yok oldu, tarım yok.

Bence buradaki turizm de yetersiz.

Üzgünüm, gittikçe de geriliyor.”

   

Ayni masada sohbet ettikleri Sezgin bey seneler önce gelmiş buraya. Ticaretle uğraşmış.

Büyümeye, gelişmeye o da yakından şahit olmuş.

Zaten karşılaştığımız bu ikili, Turunç’on ticari profilinin de bir örneği.

Buralılar ve göçenler, Turunç’un ticari pofilini oluşturuyorlar.

SEZGİN YETEK

“1987 de geldim Turunç’a. Burası şirin mükemmel bir köydü. Sonra beldeye şimdi mahalleye dönüştü. Bu aralar, ne yazık ki 30 sene önceki Turunç’u arıyorum. Beldemiz de inşaat yönünden olumsuzluklar yaşandı. Otopark sorunumuz çok büyük, yetmiyor. Yan yana inşa edilen binalar nefes alma sorunu yaratıyor yerleşime.

1970 yıllarında gördüğümüz Turunç’un deniz suyu plajı yok artık. O zaman kum tepeleri vardı plajda.

O tepelerden, arkadaki evleri göremezdik.

Şimdi plaja taşıma kum getiriliyor ve ancak plaj oluyor. Olumsuz hava koşullarından bu kumlar yok oluyor.

Eşimle ilk geldiğimiz yıllarda ticaret yaptık burada. Şimdi emekliliğimizi ilan ettik. Küresel ısınma burayı iyice ısıtıyor

Komşuluk iyi, dostluklar güzel, günler mükemmel geçiyor.”

   

Kısa yokuştan aşağı iniyorum ve kendimi ağaçların altındaki çay bahçesinde buluyorum. Turunç’un bence en önemli en güzel mekanlarından biri.

Yüksek ağaçların altındaki koyu gölge, bir an olsun sıcağı unutturuyor.

Hele bir de esinti varsa, gelsin çaylar. Uzun yıllardır bir aile işletir burayı. Çoluk çocuk, ana baba, gelinler ve yüz yaşın üstünde dağlardan kekik toplayan ninelerin mekanıdır burası.

   

Şu anda işletmenin başında Tayfun Çelik var. Tabi babası anası eşi çocukları akrabaları da eksik değil hizmet ordusunda. Kimi limonata yapıyor, kimi gözleme, kimi bahçeyi suluyor, kimi süpürüyor. Gerçekten arı gibiler. Zaten genelde Turunç işletmeleri de bu şekilde.

TAYFUN ÇELİK

“1980 Turunç doğumluyum. Bahçemiz 30 yıl önce 1988 yılında faaliyete geçti. 10 masa 40 sandalye ile başladık işletmeye.

Arıcılık, çiftçilikle uğraşıyorduk o zamanlar.

Babam önce küçük bir çay ocağı olarak açtı burayı. Olanaklarımız kısıtlıydı. Zamanla büyüdük 220 sandalyemiz var, büyük bir bahçe olduk.

Bayram günlerinde en dolu günlerini yaşarız.

Kazanç yönünden, kalabalık yönünden.

Ailecek işletiyoruz burayı. Annem Ayşe, Ablam Nermin ve Eşim Sibel ile birlikte çalışıyoruz. Kış aylarında da açığız ama asıl sezonumuz, Nisan-Kasım ayları arası. Sabah 08.00 akşam 24.00 arası açığız yaz aylarında.

Bu yıl yerli turist olmasa durum çok kötü. Yabancı turist yok denecek kadar azaldı.  Eskiden P yabancı, P yerli idi. Şimdi sadece Türkler canlandırıyor burayı.

Apartlardan, yazlıklardan, Marmaris ve İçmeler’den  günlük gelenler olur.

Eskiden şebeke suyumuzu içebiliyorduk, o kadar temizdi şimdi mümkün değil.

   

Otopark sorunu oluştu bu sebeple tatsızlıklar oluyor. Kumsal kalmamak üzere neredeyse. Yaşam ve hizmet kapasitenin çok üstüne çıkıldı.”

Arzu Çay Bahçesinden iskeleye geçiyorum, denizcilerin yanına. Sıra sıra piyade tekne, günlük tur tekneleri, bir kaç yat yanaşmış.

Gündüzleri Saat 11.00-16.30 arası Marmaris’ten kalkan günlük tur teknelerinin müşterilerine mola veriyorlar burada. Onlar da Turunç’ta dolaşıp, kalkış saatinde teknelerine dönüyorlar. Bu yıl geçmiş yıllara göre yoğunluktaki azalma dikkat çekiyor.

Günlük tekneler avara olduktan sonra beldenin tekneleri yavaş yavaş yanaşıyor.

Her biri farklı mevkilere götürmüş konuklarını. Biz teknesini yanaştırdıktan sonra Çetin Kaptanın yanına gidiyoruz.

Çetin Zeybek senelerdir bu işi yapıyor Turunç’ta.

ÇETİN ZEYBEK

“42 yaşındayım, doğma büyüme buralıyım. Çocukluğumuzda turizm yoktu. Önceleri bağ bahçe ve hayvancılık işleri yapıyorduk.

Son 25 yılda turizm hareketlendi. 25 yıl önce burada bir iki restoran, bir kaç apart, pansiyon varken şu anda beş yıldızlı otellerimiz bile var.

O zaman piyade tekneler parmakla sayılırdı, şimdi çok katlı büyük teknelerimiz var, iskelelere sığmıyor.

Ben de tekne işi yapmaya başladım.

Zaman zaman eskiyi arıyoruz, çünkü özümüzü unuttuk açıkçası.

Daha önceleri günlük tur yaptığım yüz kişi taşıdığım 24 metrelik bir teknem vardı. Şimdi 12 kişilik küçük bir guletim mevcut.

Daha az sayıda müşteriye daha kaliteli hizmet veriyorum.

Buradan her gün Kadırga Koyu, Manastır, Sarı Mersin koylarına tur yapıyorum.

Zaman içinde Turunç’ta yaşam kolaylaştı ancak pastanın dilimi küçüldü. Çok fazla konut inşa edildi. Çok fazla iş yeri var, sahil yetmiyor bu nüfusa.

İskele yapıldıktan sonra koy içindeki su sirkülasyonu değişti. Deniz plaj kumunu götürüyor. Mayıs Haziran aylarında turizm hareketi başlayamıyor çünkü hala plaj düzenleme çalışmaları yapılıyor,.

Burada belediyenin kapatılması, merkeze bağlanmamız kötü oldu, hizmet uzaklaştı.

Bizim denizimiz çoğu yere göre hala mükemmel.

Buraya gelmek isteyenler kalabalıktan hoşlanmıyorlarsa, Temmuz Ağustos aylarını önermem. Mayıs- Haziran ve Eylül-Ekim en güzel aylarımızdır.”

   

İskeleden ayrılıp, bir restoran işletmecisinin yanına gidiyorum.

Akşam hazırlıkları çoktan başlamış Ali Çelik’in mekanında. O meşhur plaj düzenlemesi çalışmalarında görmüştüm Ali’yi sezon başında. Bir kepçenin üstünde, bir traktörün üstünde plajı düzenleme çalışmalarını yürütüyordu.

ALİ ÇELİK

“Doğma büyük Turunç’luyum. Daha önceleri, Turunç’un ilk kuruluş yıllarında Operatör, traktör işlerinde çalıştım.

13 yıldır restoran ve motel işletiyorum.

Doğduğumuz zamanki Turunç’la şimdiki Turunç arasında çok değişiklik oldu.

Her yer inşaat doldu. Tekrar o güzel Turunç’u kazanılabiliriz. Yıllar önce toplantılar yapılır, Turunç daha ileriye nasıl götürülür peşindeydik. Şimdi kalabalıklaştık ve bencillik öne geçti.

Saygısızca para kazanma hırsı var sadece.

Sorunlar konuşulmuyor, çözüm önerileri kayboldu.  Turunç’u değil önce kendimiz düşünmeye başladık.

15 yıldır sahil sorunu yaşıyoruz. Ama çözüm yok.

Nisan-Mayıs ayında da bu sorunla ilgileniyoruz. Kamyonlar tesislerin önünde kum boşaltıyor. İş makinaları tesviye yapıyor.

Geçen Temmuz ayı geçmiş yılların beşte biri verimlilikte, düşünün.

Herkes lokantacı, uzmanlıkta ayrılma yok.

Herkes her şeyi yapıyor. Ayni işi ayni yemeği yapıyor.

15-20 yıl önceki gibi Turunç’u geliştirmek için bir masanın etrafında toplanıp, olumlu kararlar almalıyız.”

   

Evet, Turunç’ta gezdik dolaştık, söyleşiler yaptık görüntüler aldık. Tabi derslerde çıkardık.

   

Yapılaşma konusunda daha çok şeyler öğrenmemiz gerektiğini düşünerek demirimiz alıyoruz.

Kalın Sağlıcakla.