KÖRFEZ
Seçiniz...
KOY
Seçiniz...
MARİNA
Seçiniz...

ÇEŞME

Rüzgarların Kenti

Haber:Levent ÇELMEN
Fotoğralar:Levent Çelmen-Hakan Çetinkaya
Haber Tarihi:03-03-2018 09:26
Son Güncellenme Tarihi:04-03-2018 09:26

Tam 11 yıl yaşadığım yerlere gidelim istiyorum sizlerle.

O kadar sevmişimdir ki Çeşme’yi, öyle yer etmiştir yaşamımda, her yeri gezip dolaşırım, gezecek gücüm kalmadığında yaşamak için tek bir yeri düşünürüm; Çeşme.

Rüzgarı rüzgar, denizi deniz, kumsalı kumsaldır Çeşme’nin. Mayonuza bir kere suyu değdi mi, kopamazmışsınız buradan. Ondandır herhalde bilinmez.

Benim güzel beldem çok değişti, değişmiş, dünyaya ayak uydurmuş. İyi mi oldu, kötü mü bilemiyorum. Ülkemizin ilk otobanlarından biri İzmir-Çeşme yolu olarak yapılmıştı seneler önce. Anıları içinde gizleyen normal yol yok oluverdi, silikleşti.

Otoban zaman içine yoğunlaştırdı Çeşme’yi. Bu yol Çeşme’de yapılan Limana da ulaştırdı tırları.

Özellikle İtalya’ya açılan roro seferlerinin çıkış limanı oldu. Ayni zamanda transfer kolaylığı ile karşısındaki Sakız Adası, feribotlarla gerçekten komşu kapısı oldu. Yaz kış yoğun bir sefer yapılmakta Sakız Adasına. Kendi tekneleriyle komşu ziyaretinde bulunanlar da bir başka.

Özellikle  sakızıyla, tarihi yapıları, kalesi ile ünlenmiş Çeşme’de ona yakışır bir marina da tüm sosyal, ekonomik yapıyı  değiştirdi.

Denizcilik gelişti, denizciler çoğaldı, tekne doldu Çeşme’de, yat yarışlarının önemli merkezlerinden biri oldu.

   

Bir iki mağaza, iki üç lokanta, dondurmacısı vardı. Şimdi çoğalmışta çoğalmış. O böyle de güzel. Güzeli fark eden buraları görmek isteyenlere bağrını açmış Çeşme.

Ben Çeşme’yi anlatmayayım diye direniyorum, anlatırsam sayfalar yetmez. İyisi mi onu en iyi bilenlere, değişime, gelişmeye şahit olanlarla söyleşeyim. 

İlk olarak senelerdir denizcilik sektörüne malzeme tedarikinden bulunan Erdem Uzun’un yanına gideyim istedim. Bir cıvatayı bile bulamadığımız yıllardan nerelere geldi sektör, Çeşme ve denizcilik.

ERDEM UZUN

“Selanik göçmeniyiz. 1987 yılından beri bölgede denizcilik sektörü içinde çalışmaktayım.  Ilıca, Alaçatı ve Çeşme’de denizcilik malzemesi tedariki ve satışı yapmaktayım. O günden beri bölgede denizcilik yavaş yavaş ilerledi.

İşe başladığım yıllarda ithal malzeme yoktu. İnsanlar ne bulsa alırlardı. Aylarca küçük bir malzeme bile günlerce beklenirdi.  Şimdi ne aranılırsa bulunabiliyor ve seçenekleri de mevcut. Bölgede marinaların açılması ile tekne sayısı çoğaldı. Sektöre servis veren atölye ve ustalar fazlalaştı.

Limanın yapılması da Çeşme’ye çok şey kattı. Sakız turları açısından burayı hareketlendiren başka bir şey. Özellikle yaz aylarında talep fazlalaşıyor. Sakız Adası ile iç içeyiz. Oraya da malzeme satıyoruz.”

   

Sırada Çeşme’nin tam ortasındaki marina var. Yolda giderken cadde ortasından tam marinanın içine akan bir kanal görüyoruz. Yemyeşil, simsiyah sular akıyor Çeşme’nin göbeğine.  Engelleyici bariyerler çomakları, çubukları engelliyor, ya o arıtılmamış kara sular? Akan suyun Mavi kartı yok, akıtan  kurumlarında Mavi kart bulundurma zorunluluğu. Çeşme’ye yakışmıyor bu manzara. Marina da ne yapacağını şaşırmış. Geldim marinaya bulayım müdürünü.

CAN AKALTAN

“Çeşme denizciler için Kuzey-Güney rotası üzerinde, İzmir’e çok yakın, Sakız Adası ile komşu bir denizci kasabası.

Çeşme Marina Çeşme için Sosyal, Ekonomik ve Kültürel açıdan çıtayı yükselten bir firma. Ayni zamanda ekonomik açıdan da katkıda bulunmakta.

   

Doğrudan bin, dolaylı olarak bir çok kişiye iş imkanı sağlanmakta. Beldede deniz araçları bakım-onarım sektörü oluştu. Marina içinde 50 ticari firma hizmet vermekte. Buralarda insanlar çalışmakta. Dönen ekonomiden devlet vergi olarak payını almakta.

Çeşme Marina 2014 yılında dünyanın en iyi marinası seçildi. Biz dünyanın tanınınmış Camper&Nicholsons Marinalar zincirinin bir parçasıyız. Zincir içindeki marinalar içinde böyle bir ödüle bu güne kadar hak kazanan ilk marinayız.

Çeşme Türkiye’de yükselen bir değer ve bunda marinanın etkisinin de katkısı olduğu inancındayım. Yelken sporuna, yat yarışlarına destek olarak da Çeşme’ye katkıda bulunuyoruz.”

   

Can Beyin yanından ayrılıp Çeşme Kalesi önünden geçip gidiyorum. Öyle geçip gitmek olmuyor o vakur o heybetli kalenin önünden.

Yine yıllar sinema şeridi gibi geri sarıyor. Çeşme Deniz şenliklerinin organizasyonu içinde olduğum ilk yıllara. Dünyanın  ve ülkemizin sevilen seçkin bir çok sanatçısının sesleri geliyor kulaklarıma kale merdivenlerini çıkarken. Burçların önünde çektiğimiz klipler, belgeseller.

   

Çeşme Kalesi Osmanlı döneminde 1508 yılında inşa edilmiş. Osmanlı mimarisinin tüm özelliklerini taşımakta. Kale içerisinde Çeşme Arkeoloji Müzesi yer almakta. Müzede, Ildırı antik şehrinde yapılan kazılarda bulunan eserlerde sergilenmekte.

Çeşme kalesi yakınındaki Kervansaray ise 1529 yılında Kanuni Sultan Süleyman’ın direktifi ile inşa edilmiş. Restorasyonu tamamlanmış, şu anda otel olarak hizmet vermekte.

Kaleye Kervansaraya selam ve yola devam. Yol üstünde Mevhibe ve İsmet İnönü heykeli.

Tam arkasında dağlarda bir yazı;

EN GÜZEL HAYALLER ÇEŞME’DE GERÇEKLEŞİR.

O güzel sokakları bırakıp rıhtımdan yine Çeşme doğumlu 10 yıldır burada yaşamakta olan bir dostumun küçük oteline gidiyorum.

Fatih’le Ferhunde Hanımlar dizisinde çalışmıştık. TRT kameramanı idi. Sonra TRT den ayrılıp ilk açılan özel televizyonlarda çalışmaya gitti İstanbullu oldu. Bir çok dizi de programda görüntü yönetmenliği yaptı. Mesleğinin başarılı, sevilen tercih edilen bir elemanı iken deniz sevgisi ile 2 yıl deniz belgesellerinde birlikte çalıştık. Babası ilk Sahil Güvenlik kaptanlarından. Ege ve Akdeniz’de  neredeyse tek botla kıyı koruması geçekleştirmiş ömrünün sonuna kadar.

   

Fatih aksine denizden acayip korkar, sefere çıkmadan defalarca meteorolojiyi sorar, şansına deniz hep düz olurdu. Rahmetli babasının hatırına olsa gerek. Biz o programları yaparken ablası Çeşme’de babadan kalan yere otel yapma fikrini attı. Bizim Fatih’te kapağı Çeşme’ye attı. Ne kamera, ne televizyon, sadece bir hayata döndü İstanbul kazanından. Tek lüksü öğleden sonraları gittiği Bornavalı’nın kahvesi. Taş dizme üstadı.

FATİH BİTİŞYILMAZ

 “Annem Babam Karadenizli.

Babam denizci ve zamanının Sahil Güvenlik bot kaptanı. Tüm kıyılarda görevli, öyle belirli yerleri yok. Annem Foça’da hamile kalıyor ama görev gereği geldikleri Çeşme’de doğuyorum. Hatta annem gelmek istemiyor o zaman Çeşme’ye. Ama gelince de ayrılmak istemiyor. Ben Çeşme’de doğdum. İlk ve orta eğitimimi burada alıp, liseyi İzmir’de, Üniversite eğitimimi İstanbul’da tamamladım.

Meslek hayatıma Kameraman olarak önce TRT olmak üzere ardından bir çok özel kanallarda ve farklı projelerde devam ettim.

Bu içinde bulunduğumuz bina üzerindeki evde geçti yaşamımız. 10 yıl önce ailecek bir karar verdik. Eski binayı kredi alarak küçük bir otel haline çevirdik ve burada yaşıyoruz. Küçük bir işletmeyiz ama mutlu yaşıyoruz.

Başımızda annemiz. Ablam ve ben hem oteli çalıştırıyor, hem bu güzel beldede yaşamın tadını çıkarıyoruz.

Yeni dünya düzeni ile Çeşme’de değişime uğradı. Yıllar önce manavlar tezgahlarının üstüne örtü örtüp dükkanlarını kapatmış olurdu. Kimse kimsenin malına bakmaz huzur içinde yaşanırdı. Şimdi her şeyin merkezi para olunca, Çeşme’de doğal olarak bundan payını aldı. O yönden bakıldığında da Çeşme çok güzel. Herkes parasını kazanıyor. Kurban kestiğimizde ihtiyacı olup ta verebileceğiniz insan yok. Bu gerçek.

Tabi artık eski saf, temiz, dostlukların olduğu Çeşme yok ama. Her şey para odaklı. Burası sadece yaz aylarında kalabalık olurdu, şimdi kışın da doluyor. Cazibe merkezi oldu. Eskiden 1-2 arabayı sokaklarda zor görürken şimdi park edecek yer bulunamıyor.

Çeşme’yi çok seviyorum ve çok ama çok mutluyum burada olmaktan.”

   

Fatih’in yanından ayrıldım. Ablası beni hemen otelin yanındaki balıkçı barınağına götürdü, eski balıkçılarla tanıştırmaya. Barınak içindeki film şeridi geri sardı. Halit Kıvanç abi ile yaptığımız şenlik yarışlarında yüzlerce kişi vardı buralarda. Tam şenlik, yarışlar, kazananlar kaybedenler, yağlı direk yarışları bile vardı. Hey gidi günler hey. Barınak içindeki rengarenk piyade tekneleri ile ekmeğini azgın Çeşme denizden çıkaran balıkçıların yanındayız.

Mustafa kaptan geçmişi günümüzü anlatıyor. Neredeydik nereye geldik.

MUSTAFA TAŞKIRAN

“Doğma büyüme Çeşmeliyim. 40 yıldır balıkçılık yapmaktayım. Çeşme denizini ezbere bilirim. Nerede taş, nerede kovuk, nerede balık var ezberimde. Eskiden gün kavuştuğunda 6 posta ağ atardık. 10 kasa barbun, 30-40 kilo farklı balık çıkardı denizlerimizden.

Balık bitti,  balıkçılık can çekişiyor. Şimdi biraz barbun olmasa açız. Günde 2-3 kilo çıkarabiliyoruz, o da uygun havalarda.

Balık 70-80 metre derine ve açığa kaçtı. Eskiden balta girmemiş ormana benzeyen deniz dip yapısı mevcuttu. Balıkların üreyeceği kaya kovukları, saklanabilecekleri yerler vardı dipte. Biz de ezbere bilir, soyunu kurutmadan avlardık. Şimdiki teknoloji ile büyük trol tekneleri dip yapısını değiştirdi. Artık top sahası gibi dümdüz deniz tabanı.

Trol tekneleri, dibi taradıkları ağların önünde zincirler bulunduruyorlar. Bu zincirler ne taş ne toprak ne kaya ne yuva ne kaçacak yer bırakıyor. Sahil Güvenlik kiminle uğraşsın. Trolcüsü, kaçağı ne yapacağını bilemiyor.

Bölgede balık en çok marina içinde var. Koruma alanına sığınmış levrekler çok büyük. Saklanıyor yaşıyorlar orada zarar görmeden.”

   

Barınaktan ayrılıyorum, en az 10 yıldır uzaktan takip ettiğim yelkenci dostlara Canan ile Fatih’in yanına gidiyorum. 2 eczacı, deniz dostu, yelkenci, yarışçı, Çeşme aşığı, Çeşme’nin yat yarışlarındaki gururu. Canan’ın Canan, Fatih’in Fatih isimli eczaneleri var. Fatih Karşıyaka Egeyattan yetişmiş milli yelkenci. Canan 2000 yılında dümen başına geçmiş ve hep dümende. Fatih gibi bir ekip arkadaşı olunca dümen rahatlıyor. Uzun yıllardır burada yaşıyorlar. Ben mi anlatacağım onları, mikrofon Canan ve Fatih’te.

CANAN-FATİH AYDEMİR

“İkimizde eczacıyız. İzmir’de eczacılık yaparken ilk eczanemizi 1986 yılında Çeşme’ye açtık. Çeşme eskiden sezonu çok kısa olan bir yerdi. Okulların kapanmasıyla hareketlenir, İzmir Fuarının açılması ile tenhalaşırdı. 2-2,5 aylık bir sezonu vardı. Bu sebeple ticari olarak bir yer açmak tüm yılı düşündüğümüzde mümkün değildi.

   

Çocuğumuzun yetiştirilmesindeki kolaylıkta buraya yerleşmemize neden oldu. Son yıllarda Çeşme hareketlendi. Marinalar açıldı. Tekne için yer bulanlar tekne sahibi oldu. Denizci sayısı çoğaldı.

Kulüpler kuruldu, yarışlar düzenleniyor. Başlangıçta küçük bir teknemiz vardı. Yarışçılarla iç içe olduk ve bölgedeki tüm etkinliklerin içindeydik. Zaman içinde kendi teknemizi alıp ekibimizi kurduk ve yarışlara katılır olduk.

İzmir Bölgesi, Bodrum ve Marmaris’te olmak koşulu ile 3 ayrı bölgede de yat yarışlarına katılıyoruz ve  oldukça iddialıyız.

Çeşme’de olmaktan ve denizle iç içe yaşamaktan çok mutluyuz.”

   

Evet Çeşme’deydik. Anılarımızı hatırlayıp, denizci dostlarla söyleşip görüntü aldık. Bir gün yine uğrarız. Şimdi karşı komşuya geçiyorum oradan bu kıyının ışıklarını görmek üzere.

Kalın Sağlıcakla.